Bağlanma stilleri ilk olarak Mary Ainsworth tarafından keşfedildi. Bağlanma teorisinin kurucusu, John Bowlby ile de çalışmış olan Ainsworth bu alana en önemli katkılarda bulunanlardan biridir. Anne-bebek etkileşimlerini gözlemlerken bebeklerin ve çocukların bakım veren kişiyle üç belirgin bağlanma şekli geliştirdiğini gözlemledi. ( daha az rastlanan karmaşık, kaygılı, kaçıngan birleşimi olarak sonradan listeye eklendi ) Güvenli bağlanma kurmuş bebekler dünyayı keşfetmekte, öğrenmek ve gelişmekte , yorgun ve kızgın olduklarında rahat ve güvende hissetmek için annelerini güvenli dayanak olarak kullanabiliyor. Güvensiz bağlanma (kaygılı yada kaçıngan ) stiline sahip olanlar ya sakinleşmek için annesinin nerede olduğunu bilmeye ihtiyaç uyuyor ( kaygılı) yada ihtiyaç duyduğunda güvenli bir dayanak olmak için annesi fazlasıyla yabancı kalıyor ( kaçıngan)
Cornell Universitesi İnsan Ekolojisi Cindy Hazan ile California Davis Universitesinden Philip Shaverin elde ettiği ilk araştırma bulgularında çocukların ebeveynlerine bağlanma biçimiyle yetişkinlerin partnerlerine bağlama modelinin benzerlik taşıdığına dikkat çekiliyordu.
Bağlanma Teorisi yetişkinlerin romantik ilişkilerde yakınlığı algılayışı ve tepkileriyle ilgili olarak çocukluktakine paralel üç ana bağlanma stili olduğunu ortaya koyar: bunlar güvenli, kaygılı ve kaçıngan olarak ifade edilir Basitçe, güvenli insanlar yakınlık konusunda rahattır, çoğunlukla sevecen ve sevgi doludur. Kaygılı insanlar yakınlık ihtiyacındadır, kafaları çoğunlukla ilişkileriyle meşguldür ve partnerinin sevgisine karşılık verip veremeyeceği konusunda endişe duyma eğilimindedir . Kaçıngan insanlar yakınlığı özgürlüğün kaybedilmesiyle eş tutar ve sürekli asgari düzeyde tutma çabasındadır. Ayrıca bu bağlanma stillerine sahip olanlar şu noktalarda birbirinden ayrılır:
*yakınlık ve birlikteliğe bakışları
*çatışmayla başa çıkma yöntemleri
*cinselliğe karşı tutumları
*İstek ve ihtiyaçlarını ifade etme becerileri
*partnerlerinden ve ilişkilerinden beklentileri
Bağlanma stillerini anlamak, insanların herhangi bir romantik durumdaki davranışlarını anlama ve öngörmenin kolay, güvenilir bir yoludur. Teorinin ana mesajı , romantik ilişkilerde önceden belirlenmiş bir şekilde davranmaya programlı olduğumuzdur.
Bağlanma Stilleri Nereden Gelir
Önceleri yetişkin bağlanma stillerinin asıl olarak büyüme şeklinizin ürünü olduğu düşünülürdü. Dolayısıyla şu ani bağlanma stilinizin, bebekken size nasıl bakıldığıyla ilgili olduğu sayılırdı: ebeveynleriniz duyarlı, ihtiyaç duyduğunuzda yanınızdaysa güvenli bağlanma stili , ebeveynlerin duyarlılıkları değişkenlik gösterdiyse kaygılı bir bağlanma stili geliştiği çıkarımlanırdı. Günümüzde yetişin bağlanmasının çeşitli etkenlerin etkisi altında kaldığını ve bunlardan yalnızca birinin ebeveynlerin bize bakma biçimi olduğunu biliyoruz. Genlerimiz ve yaşam deneyimlerimizin de dahil olduğu diğer etkenlerin de rolü var.
Evrimsel Bağlar
Bağlanma teorisi genlerimize işlemiş yakınlık kurma ihtiyacını temel alır. Bowlby, evrim boyunca genetik seçilimin bağ kuranlardan yana olduğunu ortaya attı. Tarih öncesi zamanlarda yalnız kendine güvenen ve kendilerini koruyacak kimsesi olmayan insanlar av olmaya daha yatkındı. Birine yakın olmaya dair beynimizde bağlanma figürlerimizle ( ebeveyn, çocuklar, partnerler ) bağlantı kuma ve bunları düzenleme için özel biyolojik bir mekanizma var. Bağlanma sistemi adı verilen bu mekanizma , sevdiklerimizin yanındayken güvende olma ve korunmayı sağlayan davranış ve duygulardan oluşur. Bu mekanizma bir çocuğun annesinden ayrıldğında onu neden paniğe kapıldığını ve onunla yeniden bağlantı kurana kadar neden ağladığını açıklar. Bunlara tepkisel davranışları yetişkinler olarak biz de sergileriz.
Evrimin en önemli yanlarından biri heterojenik olması, eğer aynı olsaydık en ufak bir çevresel zorluk hepimizi dünyadan silebilirdi. Bağlanma stili de diğer insani özelliklerden farklı değildir; hemen hepimiz yakın ilişkiler kurma ihtiyacı hissetsek de bunları oluşturma şeklimiz farklılık gösterir. Çok tehlikeli bir ortamda , tek bir insana zaman ve enerji harcamak yerine çok uzun süre oralarda olmayacağı için, daha az bağlanıp yoluna devam etmek ( kaçıngan bağlanma stili ) daha mantıklı olur. Zorlu bir ortamda diğer seçenek de tam tersi davranmak , bağlanma figürünüze olabildiğince ısrarlı ve aşırı tetikte yaklaşmaktır ( kaygılı bağlanma stili ) Daha huzurlu bir ortada, belli bir bireye emek vererek kurulan bağların hem karşılıklı bireylere hem de çocuklara büyük faydası olur ( güvenli bağlanma stili )
Bağlanma teorisiyle ilgili en sevdiğimiz şey, nüfusun çoğu için geçerli olması.Bu teori ilişkilerde sadece ters giden şeylerden değil, yolunda giden şeylerden de öğrenmemizi, ayrıca ilişkiler hakkındaki kitaplarda bahsedilmeyen bir grup insanı görüp dikkate almamızı sağladı. Dahası teori bu bağlanma stillerini patolojik olarak nitelendirmiyor. Aksine önceden tuhaf yada yanlış görünen romantik davranışlar şimdi anlaşılabilir, öngörülebilir ve hatta beklenir oldu. Sizi sevdiğinden emin olamadığınız biriyle mi birliktesiniz, gayet anlaşılır. Ayrılmak istiyor ve birkaç dakika sonra fikrinizi değiştirip çaresizce kalmaya mı karar veriyorsunuz ? O da anlaşılır.
Ama bu davranışlar işe yarıyor mu yada bunca sıkıntıya değiyor mu, başka bir mesele . Güvenli bir bağlanma stiline sahip insanlar kendi beklentileri dahilinde iletişim kurmayı bilir ve bu teknikleri bilmeden de partnerinin ihtiyaçlarına etkin bir şekilde karşılık verebilir. Geri kalanımız içinse anlamak sadece başlangıçtır. Bağlanma güdüleriyle savaşmak yerine onları nasıl kullanabileceğini öğrenmek bu anlayış ve uygulamaların getirdiği bir kazanımdır. Flört edenler, bir ilişkinin ilk aşamalarında olanlar, uzun vadeli ilişkilerini sürdürenler, bir ayrılığı atlatmaya çalışanlar yada sevdiklerinin kaybıyla acı çekenler için baş etmeyi geliştirecek araçlar söz konusu.
Kaynak : Bağlanma, Aşkı Bulmanın ve Korumanın Bilimsel Yolları , Amir Levine & Rachel Heller