Modern Zaman Arızaları; olağanüstü, çok özel…

Kişisel sorun diye birşey neden  yoktur;

Bir sorununuz varsa , yüzde bin itimalle birileri geçmişte benzer soruna sahip olmuştur, şu anda aynı sorundan muzdariptir yada gelecekte aynı sorundan çekecektir. Bu, sorunu elbette azaltmaz, yada acıtmayacağı anlamına gelmez. Kurban hissine kapılmanın meşru olacağı anlamına da gelmez, sadece özel olmadığımız anlamına gelir. Bu, özgürleştiricidir çünkü,

Hem kendimizin hem sorunlarımızın ciddiyet ve ıstırap açısından özel olmadığını fark etmek onları çözmek için atılan ilk ve en önemli adım olabilir.

“Olağanüstü olmayacaksam anlamı ne?”

Modern zamanlarda, hepimiz bir gün özel ( yada bir dakikalığına meşhur) olmaya mecburuz , olağanüstüyüz ve yüceliği hak ediyoruz(?) ( Bu arada , herkes olağanüstü ise kimse olağan üstü müdür?)

Olağanüstü olmak başarı standardı olunca, ortalama olmak başarısızlık haline gelir. Ve öyle olunca çan eğrisinin en altında olmak, sefil, baskı altında yada kurban olmak bile ortalama olmaktan iyi olur; zira  hala özeliz ve ilgiyi hakediyoruz ( bknz. Bir var oluş kalıbı olarak “mağdurVasatlığı kabul etmekten korkunun altında, kabul edildiğinde hiçbir ilerleme kaydedememe  , daha iyi bir hayata kavuşamayacağım sanrısı, korkusu, başka türlüsünün denenmemişliği yatıyor ( işe yarayan ?! bir yol varken neden uğraşsılsın )

Peki , hayatın gerçekten dikkat çekince ve büyük(?) olunca değerli olduğunu düşününce ne olur?

Siz de dahil insan nüfusunun çoğunluğunun değersiz olduğunu temelde kabul etmiş olursunuz.

Bir konuda istisna insanlar, bunu istisna olduklarına inandıkları için yapmazlar , kendilerini geliştirmeye kafayı takmış oldukları ve bu takıntı da yeterince iyi değilim geldiği için emek verirler. Bu, kendine hak görmekten çok hak kazanmaya yakın olsa gerek. Bu insanlar, doğuştan büyük olmadıklarına, sıradan- ortalama olduklarına ama çok daha iyisini yapabileceklerine inanmışlardır, çoğunlukla.

Bu noktada herkes olağanüstüdür tekerlemesi egoyu şişirmekten başa işe yaramaz. Mideye indirirken güzel gelir,  ama boş kalori… Fiziksel sağlığın gıdası gibi, duygusal sağlığın da gıdası , biraz sebze yemeye bağlıdır; yani hayatın sıradan , dünyevi gerçeklerini kabul etmek. Bu sebzenin tadı biraz kaçıktır ama bir kez hazmettikten sonra beden canlanır ve güçlenir. En azından şahane olma, bir sonraki muhteşem şey olma baskısı üzerinden kalkar. Sürekli kendini yetersiz hissetme , kendini kanıtlama kaygısı dağılır gider.

İnsan sıradan varlığını kabul ettiğinde , yargılamalar ve gerçekdışı beklentiler olmadan yapmak istediklerini yapacak özgürlüğe kavuşuyor olabilir mi ? Yaşamın temel deneyimlerinin tadını daha fazla çıkarmak, bir dostluğun hazzı, bir şey yaratmak, ihtiyacı olan birine yardım etmek, güzel bir kitap okumak, sevilen biriyle birlikte gülmek…

Kulağa sıkıcı gelebilir, çünkü bunlar olağan şeyler…Belki de olağan olmalarının bir nedeni vardır; asıl önemli olan belki bunlardır…

Leave a Reply

Your email address will not be published.


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/kozmikpsk/public_html/wp-includes/functions.php on line 5221