Psikolojik Aktarım ( Transference)

Sigmund Freud tarafından ortaya konulan “Aktarım” ( Transference) duyguların bir insandan diğerine bilinçsiz yöneltilmesini anlatan psikoterapide kullanılan bir tanım.

Freud, danışanlarının, geçmiş ilişkilerini ( özellikle ebeveynleriyle olan) terapiste yansıtma paternlerinin  ortaya çıkarılmasının,  danışanın anahtar konu ve sorunlarını çözüme yardımcı olacağını tespit etmişti.

**

Birisi size geçmişinizi hatırlatan bir şey yaptığında yada söylediğinde, duygusal geçmişiniz ve psikolojik ihtiyaçlarınızı şimdiye aktaran duygusal bir zaman sarmalı oluşur. Aktarım sırasında , insanlar biyolojik zaman makinelerine dönerler ( The Source 2001)

Aktarım, terapinin yanı sıra, günlük  ilişkilerimizin, özellikle ilk izlenim aşamasında, önemli bir parçası.

Diğerlerine dair izlenimlerimiz, çoğu zaman, nötr değildir, hem geçmiş hem şimdide süren ilişkilerimizin lensleriyle filtrelenir. Yeni ilişkin, eskiyi bir yönüyle hatırlatır, yeni  patronun eskiye göre daha hoşgörülüdür , yada iş arkadaşın iğneleyici üslubuyla kardeşin gibidir. Bu tetikleyiciler, daha incelikli , fark edilmesi güç de olabilir.

Bu karşılaştırma yada zıtlıklar,  sıklıkla bilinçli olmaz, ancak güçlüdür ve ilk çekimin temelini oluşturur. İlişki tarihlerimiz, bir ilişkiden diğerine kurulan psikolojik yollarla bağlanır.

Bu bilgi bize ne sağlar ?

  1. İlişkilerde nerede sıkıntı yaşadığınıza dair ipucu verir.

Geçmiş ilişkilerine baktığında bir çekim yada kaçınma paterni gözlemleyebiliyor musun?

Örneğin, kep kötü adamlara  yada maymun iştahlılara mı çekim duyuyorsun? Ya da o gülüşe sahip kadınlara mı vuruluyorsun?

Aktarımda , geçmişten pozitif  yada negatif tetiklenenlerle, duygusal varsayımlar yaparak , diğerinin kişiliğini , esasında, bozar  ve abartırız. Bu , bizi karşımızdaki “gerçek kişiyi” görmekten uzaklaştırır. Örneğin, güncel kişi, ex inize göre yargısız ve destekleyici görünüyor ve siz duygusal olarak baştan çıkıyorsunuz. Ancak , bu ilk görünümün, onun pasif kişiliğinin  bir yansıması olduğu  zamanla ortaya çıkıyor. Benzer şekilde, birisinin girişkenliği çekici görünüyor, oysa bir kontrol manyağı olduğunu zamanla görüyorsun.

Dolayısıyla,

Geçmişten neyi, şimdi de neye-nasıl aktardığını fark etmek, “şimdi”deki  netlik için önemli…

  • Nerede yaralı olduğunu görmeye yardım eder.

Geçmiş ilişkilerdeki yaraları tespit etmek neden önemlidir?

Yeniden tetiklenme ve yaralanmalara karşı uyanık, geçmişin tekrarını  önlemenin ilk adımı değil mi?

Bu paternleri görmek ve anlamak, farkındalık yardımıyla, bilinçsiz yerine bilinçli seçimleri destekler.

Örneğin kötü çocuklardan uzak durma seçimini yapmak, yada o kontrolcü tipten uzak durmayı seçmek …

Sadece diğerleriyle ilişkilerde değil, kendimizle ilişkide de bugündeki eğilimlerin geçmişteki izlerini sürmek , şimdiyi “olduğu gibi” yaşamaya  yardımcı olur.

Bugün, biriktirme meylindeki insan için , geçmişinde yaşadığı yokluk, bilincinde yaşamaya devam ediyor ve yaşamdan tat almasını engelliyor olabilir.

Yada ,”bizim çektiklerimizi çekmesinler” diyerek çocuklarının önüne her imkanı  seren anne-baba, kendi yokluk geçmişleriyle hareket ediyor olabilir- ki sorumluluk, mücadele, değer algılarında zorlanmalar yaşayan çocuklar yetişmesi sonucunu yaratır…

Geçmiş ilişki kişileriyle  ( anne-baba, ex vb ) yetişkin konuşmalar yapmak, yapılamadığı durumlarda duygu ve düşünceleri kağıda dökmek;

Şimdi ve geçmiş arasındaki ayırımı yapmak , aktarımla tetiklenenleri belirlemek ve engellemek için beceri ve destek kazandıran ,” geçmiş üzerinde aktif çalışma yolları”ndan bazılarıdır.

Psk. Alev A. Topçu

Leave a Reply

Your email address will not be published.


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/kozmikpsk/public_html/wp-includes/functions.php on line 5221